Kültür Sosyolojisi - Altaylardan Anadolu'ya ve Balkanlara Gelen Kültür
Ana Sayfa Giriş Özgeçmişim Fotoğraflarım Yazdıklarım Sizden Gelenler Mesaj Yaz English   
Damgaların Sosyolojisi 
Tarihi Kaynaklar
Ülkelerden Damgalar
Moğolistan
Tuva-Rusya
Tataristan-Rusya
Çuvaşistan-Rusya
Mari El-Rusya
Komi-Rusya
Başkurdistan-Rusya
Hakasya-Rusya
Rusya
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Karakalpakistan
Türkmenistan
Azerbaycan
Nahçıvan-Azerbaycan
İran
Ermenistan
Gürcistan
Türkiye
Ukrayna
Kırım
Moldova
Gagauzya
Romanya
Bulgaristan
Makedonya
Kosova
Arizona-ABD
Los Angeles-ABD
Washington-ABD
Alaska-ABD
Karşılaştırmalı Damgalar
Mezar Taşları
Paradaki Damgalar
Sokaktaki Damgalar
Nesnelerde Damgalar
Kültürel Yansımalar
Sosyal Bilimler Arşivi
Linkler
Ziyaretci
Toplam : 1252599
Bugün : 208
1- Doğu Anadolu Kültürü Üzerine Bir İnceleme
Genellikle sosyolojide sahaya yönelik çalışmalarda niceleyici ve niteleyici olmak üzere iki temel metodoloji anlayışı hakimdir. Araştırmanın özelliklerine göre bu iki anlayış birlikte kullanıldığı gibi, bazen birine diğerinden daha fazla önem verilmektedir. Bilindiği gibi, niceleyici metodolojinin ağırlık noktasını istatistikî ölçme ve değerlendirmeler ihtiva ederken, niteleyici metodolojide anlama-yorumlama esastır. Ülkemizde sosyoloji bölümü, Batı ülkelerinden önce kurulmasına ve eğitim-öğretimine başlanmasına rağmen, maalesef bizde, bilgi-bilim ve tarih felsefesi yeterince ciddiye alınmadığı için, hâlâ genelde Batılı metot anlayışı hâkimiyetini sürdürmektedir.

1995 Haziranında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü?nde, sosyoloji doktora tezi olarak kabul edilen bu incelemenin alan çalışması kısmı, 1990-1993 yıllarında Elazığ ve Ağrı illerinde gerçekleştirilmiş olup öncelikle ?tarih felsefesi?yle başlayıp, giderek sosyal bilimlerde ve özellikle sosyolojide kullanılmaya başlanan, ?hermeneutik? (yorumbilgisi) yaklaşımı çerçevesinde, Türkiye?de yapılan ilk tezdir.

 

Yine Türkiye?de ilk defa tez kabul edildikten sonra, tez kabul edildikten sonra,1995?in temmuz ve ağustos aylarında Diyarbakır, Malatya, Elazığ, Şanlıurfa, ve Adıyaman?ın bazı yerleşim birimlerinde, tekrar alan çalışması yapılarak tez test edilmiştir.

 

Bahsedilen metodolojik bakışın hayata geçirilmeye çalışıldığı bu çalışmada yazar genel uygulamanın aksine masa başından toplumu anlamak yerine saha çalışmasıyla Doğu Anadolu?nun sosyal yapısını anlamlandırmaya çalışmaktadır. Ayrıca bu eser sosyal yapıyı anlamlandırma çabasının yanında pozitivist sosyoloji geleneğine bir başkaldırı niteliği taşımaktadır.

 

Aksoy?a göre, Türkiye?nin problemi halkta değil, siyasetçilerle, medyanın oluşturduğu kamuoyunun olumsuz etkisi altında kalanlardadır. Diğer yandan, ilmin değişkenlik vasfını göz ardı edip, onu tabulaştıran, siyasi görüşlerini veya arzularını, değişmez gerçekler olarak ifade eden araştırmacılar ve ? kendini aydın zannedenler? arasındadır.

 Bu eserde, özgün bir "Kültür Sosyolojisi" anlayışından hareket edilerek, bir anlamda, kültür unsurlarının incelenmesinde, alan çalışmalarının, masa başı çalışmalarından daha önemli olduğu ifade edilmiş ve Türkiye?de unutulmak üzere olan köy gerçeklerine yönelişin gerekliliği belirtilmiştir. Yazar, ilim adamının görevi, "olanı, olduğu gibi i ortaya koymak ve onu anlatmaktır" ve "uygulamalı sosyolojide, anlamlı bilgiler, karşılaştırmalı bulgulara dayalı bilgilerdir" ilkelerine sadık kalarak çalışmasını tamamlamıştır.

 

Ayrıca bu ilkeler Mustafa Aksoy?a Anadolu?nun ne ölçüde "homojen" ve "heterojen" bir sosyal yapıya sahip olduğunu "eleştirici anlayış"la ortaya koymasına imkân vermiştir.


Powered by Kürşad KARA