Kültür Sosyolojisi - Altaylardan Anadolu'ya ve Balkanlara Gelen Kültür
Ana Sayfa Giriş Özgeçmişim Fotoğraflarım Yazdıklarım Sizden Gelenler Mesaj Yaz English   
Damgaların Sosyolojisi 
Tarihi Kaynaklar
Ülkelerden Damgalar
Moğolistan
Altay Bölgesi-Rusya
Tataristan-Rusya
Çuvaşistan-Rusya
Mari El-Rusya
Komi-Rusya
Başkırdistan-Rusya
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Türkmenistan
Azerbaycan
Nahçıvan
İran
Nahçıvan
Ermenistan
Gürcistan
Türkiye
Ukrayna
Moldova
Romanya
Bulgaristan
Makedonya
Gagauzya
Kosova
Karşılaştırmalı Damgalar
Mezar Taşları
Paradaki Damgalar
Sokaktaki Damgalar
Nesnelerde Damgalar
Kültürel Yansımalar
Sosyal Bilimler Arşivi
Linkler
Ziyaretci
Toplam : 1120150
Bugün : 762
Halı Kilim Sanatı ve Tarihi

                                                              Mustafa Aksoy

 

           Geçtiğimiz haftalarda ``Ceyhun`dan Ceyhan`a`` isimli sempozyuma katılmıştım. Tabi ki biraz sonra, uzun zamandır tanışmak istediğim değerli bir hocam ile tanışacağımdan habersizdim... Bir de bakıyorum, Marmara Üniversitesi`nde Tarih Eğitimi Anabilim Dalı`nda sosyolog olarak görev yapan Mustafa Aksoy Hocam da burada! Kendisini yapmış olduğu saha çalışmaları ile tanırım. Ancak sohbet etme imkânımız olmamıştı.

            Kendisi ile tanışma imkânını yakalıyorum ve ertesi gün, ses kayıt cihazımı kaptığım gibi soluğu Mustafa Hocamın yanında alıyorum...

            Misafir edildiğimiz evin hanımının bizim için hazırlamış olduğu o muhteşem yemekleri biraz mahcup bir hal ile afiyetle yedikten sonra geliyoruz asıl meseleye...

            Mustafa Hocam, ``Halı Kilim Sanatı ve Tarihi`` konusunda kendisine yöneltmiş olduğum soruları büyük bir içtenlikle cevaplıyor ve sonunda ortaya bu röportaj çıkıyor...

A.D: Değerli Hocam, ben sizin çalışmalarınızı internetten ve yazılarınızın yayımlanmış olduğu dergilerden biliyorum. Bir de geçtiğimiz günlerde CNN Türk`te yayınlanan ``5N 1K`` adlı televizyon programında ``Nevruz`` hakkındaki açıklamalarınızı da keyifle dinledim. Bunun yanı sıra sizin ``Halı Kilim Sanatı ve Tarihi`` isimli bir makaleniz var. Bize, halı ve kilim sanatının tarihçesinden biraz bahseder misiniz?

Mustafa AKSOY: Dünyada bilinen en eski halı, bilindiği üzere Altay bölgesindeki Pazırık kurganında bulunmuştur. Öte yandan bu bölge, tarihin bilinen devrinden bu güne kadar Türkler tarafından kullanılan yerleşim yerleridir. Ancak Rus arkeolog Rudenko, Pazırık`da bulduğu halının İran halısı olduğunda ısrar etmiştir. Ondan sonra Pazırık halısı konusunda yazı yazan başka Rus kazıbilimci ve sanat tarihçileri de İran ya da İskit halısı olduğu konusunda çeşitli yazılar yazmışlardır. Ayrıca bölgede eskiden ve günümüzde Türklerin yaşamış olduklarından hiç söz etmedikleri gibi çok uzak bir ihtimal olarak Moğolların ya da Çinlilerin yaşamış olabileceklerini ifade etmişlerdir.

A.D: Halının tarihte insanların yaşantısındaki önemi neydi, hangi alanlarda kullandılar?

Mustafa AKSOY: Tarihçelere göre Altay bölgesindeki bir yer adından dolayı ``Afanasyevo kültürü`` denilen kültür alanında, ilk kez at ehlileştirilmiş olup bu bölgede yaşayan insanların da Hunlar olduğu belirtilmiştir. ``Hayvan yetiştiren atlı göçebelerin, göç ederken, yük taşıyan hayvanlarca taşınabilecek, kolay nakledilebilen çadırlara ve çadır eşyalarına ihtiyaç vardı. Çadırların tanziminde Avrupa üslubunda mobilyalar tanınmıyordu. Böylece çadırların tanziminde en önemli rolü halılar oynuyordu... Uhlemann`a göre halıcılığın asıl vatanın tam kuru istep bölgeleri olduğunu, Klimatik hususiyetler de ortaya koyar...

A.D: Peki hocam, Türklerin halı tarihindeki rolü nedir diye soracak olsam...

Mustafa AKSOY: İstep kuşağının en karakteristik göçebe kavimleri Türk kavimleri olduğu için, halı yapımı ve yayımı bakımından oynadıkları rolün büyük olduğu yolundaki düşünceler de tabidir. Bu pek çok mütehassısın üzerinde birleştiği bir fikirdir.

A.D: Türk üslubunda halı damgası nelerden oluşmaktaydı?

Mustafa AKSOY: Pazırık halısında ve günümüzdeki Türk cumhuriyetlerinde dokunan halı-kilimlerdeki hâkim unsur hayvan damgalarıdır. Hayvan damgası ise konunun uzmanları olan Menghin, Kopper, Grousset, Rasonyi, Barovka`ya gibi tarihçilere göre ``göçebe kültür`` alanından kaynaklanmıştır. Bu kültür çevresinin merkezini ise Hakas, Tuva ve Altay Özerk Cumhuriyetleri`nin olduğu coğrafya teşkil etmektedir. İran üslubunda hâkim olan unsur bitki damgasıdır. Türk üslubunda ise koçbaşı ve soyut damgalar esastır.

A.D: Halı Kilim Sanatı ve Tarihi konusundaki makaleniz ne gibi aşamalardan geçti?

Mustafa AKSOY: Söz konusu makale, tamamen kendi imkânlarımla Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri`nde dört yıl, alan çalışmaları yaparak beş yılda kaleme alındı.

A.D: Peki hocam, bu makaleniz hangi yayın organlarında yayımlandı?

Mustafa AKSOY: Türk Cumhuriyetlerinde ve Türkiye`de Halı-Kilim ve Mezar Taşlarındaki Damgalar konu başlığı ile Türk Yurdu Dergisi`nin 171. sayısında, Türk Adı, Türk Damgaları ve Halı Kilim Tarihi, başlığı ile Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi`nin 188. Sayısında, yayımlandı. http://www.maksoy.5u.com/sosy/halkils.htm ve www.mustafaaksoy.com veb sayfasından da okunabilir. Ancak buradaki makalem İHA`nın mahareti ile oradan olduğu gibi intihal yani çalınarak bir başkasının adıyla yayınlandı. Şimdi bu konuda gerekli mercilerde girişimlerde bulundum. Yani İHA`nın yaptığı haberin benim makalemden çalıntı olduğunu ve araştırmada karşılaştığım sıkıntılar yetmiyor gibi şimdi de makalemi mahkeme kararıyla geri alma uğraşındayım.

A.D: Birden bire, keyifle gerçekleştirdiğimiz röportaj tatsız bir konuya tanık olacakmış gibi geliyor... Nasıl yani, hocam!? ``İHA`` dediniz! ``Makalem iznim olmadan ve imzasız yayımlandı`` dediniz! Yani siz şimdi İHA`nın makalenizi sizin izniniz ve imzanız olmadan yayımladığını mı söylüyorsunuz!? Bize bu konuyu biraz daha açar mısınız?

Mustafa AKSOY: Halı Kilim Sanatı ve Tarihçesi konulu yazımı 15 Şubat 2006`da bir internet sitesinde gördüm. Yazım Koyunlu Halı`nın Halkla İlişkiler Müdiresi tarafından kaleme alınmış gibi yazılarak İHA tarafından da yayımlanmıştır. Bunun üzerine, Koyunlu Halı`nın Niğde ve İstanbul mail adreslerine mesaj yazdım. Ancak cevap alamadım. Sonra Koyunlu Halıları`nın İstanbul Temsilciliği`nin telefonunu bularak, yazımı intihal eden Koyunlu Halıları`nın Halkla İlişkiler Müdürü Hatice Adalı hanımefendiye ulaşmaya çalıştım. Fakat ulaşamadım bu nedenle mail yazdım. Daha sonra kendisine ulaşan arkadaşıma yazının kendisine ait olduğunu ve İstanbul Üniversitesi`nin web sayfasından faydalandığını söylemiş. Oysa adı geçen sitede böyle bir bilgi yok. Bu konuşmadan beş dakika sonra İhlâs Haber Ajansı`nın Müdürü Dursun Eker, arkadaşıma haberi kendilerinin yaptığını söyleyerek uzlaşma yoluna gitmiş.

            24 Şubat 2006`da  ise "İhlâs Haber Ajansı"ndan Dursun Eker ve söz konusu ajansın Genel Yayın Müdürü olduğunu söyleyen şahıs bana ulaşarak, haberi kendilerinin yaptığını ve küçük bir yanlışlık yapıldığını söyledi. Sonra haberin yayından önceki halinde şahsıma da atıf yapıldığını ve editörlerin dikkatsizliğinden dolayı adımın atlandığını anlatmaya çalıştı. Ben ise  makalenin tamamının şahsıma ait olduğunu söyledim.

            Evet, aslında yazımın bazı yerleri tamamen alıntı yapılmış ve aralarına Hatice Adalı adına, ``belirtti, dedi, kaydetti, bulundu...`` gibi ifadeler kullanılarak, yazım Hatice Adalı`ya mal edilmiştir.

            Söz konusu makalenin bana ait olduğu, beyanımı İstanbul 37. Noteri, 06 Mart 2006 tarih 0959 sayılı yazısıyla onaylamıştır.

A.D: Peki hocam Bu konu ile ilgili herhangi bir tepkide bulundunuz mu?

Mustafa AKSOY: Benim emeğim, göz nurum ve ilmi çabamla yıllarca yaptığım bir makaleyi; bir ticari şirketin Halkla İlişkiler Müdiresi hanım kendi adıyla yayınlıyor. Bu yayının servisini İHA veriyor. Benim muhatabım olan Halkla İlişkiler Müdürü olan hanımefendidir. Kendisine ulaşmaya çalışıyorum ve ulaşamayınca şirketin Genel Müdürü`ne e-mail gönderiyorum. Bayanı şirketinden arıyorum, yok diyorlar, not bırakıyorum ve bana dönen yok.

            Bu konuda emeğe, çabaya ve fikre saygısı olmayan insanların yaptıkları hırsızlığın yanlarına kâr kalmaması gerektiğini biliyorum. Bununla ilgili olarak taraflara ulaşmaya çalışıyorum ve ulaşamıyorum.

            Benim emeğime ve eserime karşı yapılan bu haksız davranışın sorumlularını bulmaya ve onlardan hesap sorulmasına çalışıyorum. Bu benim emeğim ve eserim; emek ve eser, her namuslu ve haysiyetli insan gibi benim için de değerdir ve vazgeçilmezdir. Hele hele özrü kabahatinden büyükler için; basit bir özürle geçiştirilmeye ve yaptıkları hırsızlığı bile kullanmaya çalışanlar için; bunu da hayatlarının başarı ve kâr hanelerine yazmak isteyenler için daha fazla azimle ve kararlılıkla yapmam gerektiğini biliyorum.   

A.D: Peki hocam bundan sonra bu konu ile ilgili nasıl bir yol izlemeyi düşünüyorsunuz?

Mustafa AKSOY: Gerekli yerlere dilekçe vererek başvuruda bulundum. Bekleyeceğiz.

A.D: Türk Milleti`nin tarihi ve bugününe ait kültürleri, çalışmaları bizlere sunan sizin gibi değerli Üniversite hocalarımızın, emeklerinin bu şekil bir muameleye maruz kalmış olması bizleri de çok üzdü. Umarım, yanlışlık düzeltilerek, size, emeğinize yapılan haksızlık giderilir. Bu değerli çalışmanızı Yenigün okurları ile paylaştığınız için okurlarımız adına size teşekkürlerimi sunar, saha çalışmalarınızın devamını dilerim.

Mustafa AKSOY: Gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Çünkü İstanbul basınında sizden gördüğüm ilgiyi maalesef göremedim. Herhalde onlar kendi aralarında gizli bir dayanışma içindeler. Ancak mücadeleye devam davayı kazanacağıma inanıyorum. Eğer Türk mahkemelerinde istediğim sonucu alamazsam, AİHM`de mücadeleye devam. Çünkü bilimsel çalışmanın bu kadar ucuz olamadığına inanıyorum. Dolayısıyla benim mücadelem aynı zamanda diğer bilim insanları içinde. Tekrar ilginize çok teşekkür eder, okuyucularınıza ve gazetenizin çalışanlarına saygı ve sevgilerimi sunarım.

Röportaj: Aslı Demircan


Powered by Kürşad KARA