Kültür Sosyolojisi - Altaylardan Anadolu'ya ve Balkanlara Gelen Kültür
Ana Sayfa Giriş Özgeçmişim Fotoğraflarım Yazdıklarım Sizden Gelenler Mesaj Yaz English   
Damgaların Sosyolojisi 
Tarihi Kaynaklar
Ülkelerden Damgalar
Moğolistan
Altay Bölgesi-Rusya
Tataristan-Rusya
Çuvaşistan-Rusya
Mari El-Rusya
Komi-Rusya
Başkırdistan-Rusya
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Türkmenistan
Azerbaycan
Nahçıvan
İran
Nahçıvan
Ermenistan
Gürcistan
Türkiye
Ukrayna
Moldova
Romanya
Bulgaristan
Makedonya
Gagauzya
Kosova
Karşılaştırmalı Damgalar
Mezar Taşları
Paradaki Damgalar
Sokaktaki Damgalar
Nesnelerde Damgalar
Kültürel Yansımalar
Sosyal Bilimler Arşivi
Linkler
Ziyaretci
Toplam : 1144669
Bugün : 58
Türkiye’de Sosyal Bilimlerin Yöntemini Aramak

                                             Mustafa Aksoy

 Türkiye’deki bilim tartışmaları genelde sırayla şöyle özetlenebilir:

1. Bilim ile ilim farklılığını konu eden görüş. Ayrıca bu görüşün mensupları İslamiyet ile bilim arasında kendi kavramlarına göre bir ilişki kurarlar.

2. Bilimi pozitivizm açısından değerlendirenler. Bu gruptakiler metafizik görüşleri kabul etmezler, üzerinde deney ve gözlem yapılamayan çalışmaları, sonuçları bilim saymazlar. Genel bir tabirle pozitivistlere göre ölçülemeyen, tartılamayan bilim konusuna girmez. Dolayısıyla sosyal bilimler bilim değildir.

3. Son anlayışın mensupları ise özelikle 1980’lerden sonra pozitif bilim anlayışını doğu-batı ekseninde tartışarak, bilimin neliğini değerlendirirler. Ayrıca ilim-bilim tartışmalarına girmeden, bilim insanlarının da bir sosyal grubun üyesi olduklarını ve fen bilimlerinde dahi her zaman genel-geçer görüşlerin olmayacağından hareket ederler.

Türkiye’de bilime genelde yukarıda görüldüğü gibi üç açıdan bakılmasına rağmen, tek bir metot anlayışı hâkimdir. Yani bilim algısı farklı yelpazeden görüşleri temsil etse de bilim metodu henüz sadece bir anlayışla sinirlidir.

Türkiye’de insanların farklı pencerelerden olaylara baktıkları kabul edilse de aslında, genelde bir pencereden bakıyorlar. Kimileri de aynı pencereden baktıkları halde farklı şeyler gördüklerini sanıyorlar. Buna rağmen vardıkları sonuç aynı. Hatta eleştirdiği görüşle aynı sonuca vardığının farkında bile olmayanlar var.

İnsanların kendini kandırmasına gerek yok. Her şey ortada, fakat sonuçların  ortada olduğunu sandığımız yerde bile aslında önemli bir bulgu  yok. Yani biz değiliz, sahip olduğumuz ve elde ettiğimiz bilgiler de bizi anlatmıyor.

Bazıları kabul etmese de Türkiye’de bilimsel bir sefalet yaşanıyor. Bu sefalet öyle bir sefalet ki ne doğal afetlere, örneğin depremlere benziyor, ne de ekonomik sefalete. Mesela insanları farkında olmadıkları bir anda kendine çekip tarihe çarpıyor ya da gülerlerken ölümlerini hazırlıyor.

Kendinize ait bir bakış açınız yoksa –ki, Türkiye’de yok-, size müsaade edilen kadar görür ve müsaade edilen kadar anlarsınız? Çünkü sizi ve özel yapan olgulardan uzak olduğunuz için dışarıdan gelen her şeyi kendinizin sanıp kabul etmeye hazırsınız.

Örneğin bir çalışmada “her şeyden önce belirtmeliyiz ki, din-ilim tenakuzunu iddia eden kişilerin bahsi ettiği şey, ‘ilim’ değil ‘bilim’dir. İlim, ‘aydınlık’ kokan ‘din’ kokan bir kelimedir… ‘bilim’ denilen şey ise, kendisine biçilen elbise, yüklenen fonksiyon ve kazandırılan mana ile karanlık, kaos ve kara delikler manzumesidir. İlim, bizde doğup büyümüş, aslını çekirdeğini bizden almışken, bilim rasyonalizmiyle, pozitivizmiyle batının mahsulüdür”-1- ifadesi kullanılmıştır.

Yılmaz ve arkadaşlarının eserindeki “İlmin Metodları” başlığı altında ise ilim kavramı yerine bilim kavramı kullanılarak “bütün bilim dallarında, bilim faaliyetinin ilk safhasını, ‘tasvir’ teşkil eder”-2-denmiştir.

Söz konusu esere takdim yazısı yazan Gülen, ise  “İslam’ın bilim telakkisinin en önemli özelliği, ilk referans kaynağı Kur’an olmak üzere, onun müşahede, tecrübe ve patriğe fevkalade ihtimam göstermesinde aranmalıdır.  Kur’an ve Sünnet’in ruhundaki espriyi iyi kavrayan Müslüman ilim adamları, tıptan kimyaya, biyolojiden antropolojiye, matematikten astronomiye pek çok ilim dalında değişik teknolojiler geliştirerek daha sonraki modern çağlara ışık tutmuşlardır…”-3- diyerek Yılmaz ve arkadaşlarının aksine ilim, bilim ayrımına gitmeden cümlenin yapısına göre ilim ve bilim kavramını kullanmıştır. Ayrıca burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da Gülen’in  “İslam’ın ilim telakkisi” yerine  “İslam’ın bilim telakkisi”,  fen ve sosyal bilimler için de “ilim” kavramını kullanmış olmasıdır.

Diğer yandan Gülen yazdığı takdim yazısında zaman zaman bilim tarihi için “ilim tarihi”, ilim yerine “bilim”, çağdaş bilim anlayışı için “modern ilim”, Müslüman bilim adamları için “Müslüman düşünür ve bilim adamaları”, fen bilimleri için “tabiat bilimleri”, batıdaki bilimsel gelişmeleri ifade ederken de “ilim ve düşünce hayatı” kavramlarını kullanmıştır. Bunun dışında batıdaki pozitif bilim anlayışını yani deney, gözlem ve ölçmeye dayalı ve her şeyi akılla açıklayan ve metafizik alemi reddeden bilim anlayışının insanlığa yaptığı etkiyi onun deyimiyle tahribatı olabildiğince eleştirmiştir-4-.

Kısaca özetlersek “bilim” ve “ilim” kavramları konusunda Gülen kendisini takip edenlerden farklı bir terminoloji kullanmıştır. Dolayısıyla onu takip ettiklerini söyleyen ve her fırsatta yazanlar ile Gülen arasındaki bu terminoloji farklılığı, düşüncedeki sefaletimizi doğrulayan önemli bir örnektir.

Bu makale Türkiye’deki bilim algısı tartışmasına girmeden* kendimize ait nasıl bir bakış açımız ve yöntemimiz olabilir sorusuna, cevap arayışının sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

 

Devamı: PDF dosyasında

Dipnotlar:

-1- Yılmaz, İ ve arkadaşları, Yeni Bir Bakış Açısıyla İlim ve Din, İstanbul, 1998, 61.

-2- Yılmaz, İ ve arkadaşları, s. 153.

-3- Gülen, M. F., “Taktim”, Yeni Bir Bakış Açısıyla İlim ve Din (Haz: İ. Yılmaz ve arkadaşları), İstanbul, 1998, s. 19-20.

-1- Gü-4- Gülen, M. F., a. g. m., s. 16-36.

* Bu tartışmalar konusunda aşağıdaki makalelerimize bakılabilir.

-Mustafa Aksoy, “Türkiye’de Sosyoloji ve Sosyal Bilimlerde Metodoloji Anlayışına İlişkin Bir Kritik”, Türkiye Günlüğü Dergisi, Sayı 35, 1995.

-Mustafa Aksoy, “Türkiye’deki Bilim Anlayışı Hakkında Genel Bir Eleştiri”, UMES’07 Ulusal Teknik Eğitim Mühendislik ve Eğitim Bilimleri Genç Araştırmacılar Sempozyumu (20-22 Haziran 2007), Cilt II, Kocaeli, 2007. 

-Mustafa Aksoy, “Sosyal Bilimlerde Kültür Kavramı ve Amiran Kurtkan-Bilgiseven’in Kültür Kavramı Hakkındaki Eleştirisi”, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı 176, Eylül-Ekim 2008. 


 Bu yazının PDF halini indirmek için tıklayın

Powered by Kürşad KARA