Kültür Sosyolojisi - Altaylardan Anadolu'ya ve Balkanlara Gelen Kültür
Ana Sayfa Giriş Özgeçmişim Fotoğraflarım Yazdıklarım Sizden Gelenler Mesaj Yaz English   
Damgaların Sosyolojisi 
Tarihi Kaynaklar
Ülkelerden Damgalar
Moğolistan
Altay Bölgesi-Rusya
Tataristan-Rusya
Çuvaşistan-Rusya
Mari El-Rusya
Komi-Rusya
Başkırdistan-Rusya
Kazakistan
Kırgızistan
Özbekistan
Türkmenistan
Azerbaycan
Nahçıvan
İran
Nahçıvan
Ermenistan
Gürcistan
Türkiye
Ukrayna
Moldova
Romanya
Bulgaristan
Makedonya
Gagauzya
Kosova
Karşılaştırmalı Damgalar
Mezar Taşları
Paradaki Damgalar
Sokaktaki Damgalar
Nesnelerde Damgalar
Kültürel Yansımalar
Sosyal Bilimler Arşivi
Linkler
Ziyaretci
Toplam : 1124435
Bugün : 45
Kültürel Kimliğin Oluşumunda Tarih Bilinci ve Tarih Öğretimi

Kezban KICIR

Dr. Mustafa AKSOY

Giriş

Bu çalışmada ilköğretim okullarındaki "Sosyal Bilgiler" (4, 5, 6, 7) ders kitaplarındaki tarih konuları esas alınmıştır?. Ayrıca, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı'nda 2002-2003 öğretim döneminde tezsiz yüksek lisans yapan öğrenciler üzerinde 12 sorudan oluşan açık uçlu sorular sorularak " tarih öğretimi" , "tarih bilinci" ve " tarihin kültürel kimlik kazanılmasındaki rolü" hakkında bilgiler toplanmıştır. Dolayısıyla bu çalışmada aşağıda ifade edilen bilgiler yukarıda zikredilen iki çalışmayla sınırlıdır.

İlköğretim 4, 5, 6, 7 Sosyal Bilgiler ders kitaplarında sosyolojik bilgiler serpiştirilmiş, üniteler ağırlıklı olarak coğrafya ve tarih bilgilerinden meydana gelmiştir. Bu nedenle sosyal bilgiler dersinin adı ile içeriği örtüşmemektedir. Ayrıca bu şekilde adı geçen ders için yetiştirilen öğretmen adayları da üniversitelerde yeterli oranda coğrafya ve tarih dersleri almamaktadırlar. Dolayısıyla ne dersin adı ne de dersin öğretmen adaylarının yetiştirilme durumları bir uyum göstermektedir. Sosyal bilgiler uzmanları bu ifade edilen temel meseleyi tartışma alanı olarak pek kabul etmedikleri gibi son yapılan bir çalışmada coğrafya ve psikoloji gibi bilimler sosyal bilgileri oluşturan disiplinler arasında sayılmıştır. Sosyal bilim uzmanlarının ise bu konudaki tartışmaları hâlâ devam etmektedir. Hatta onlar sosyal bilimler mi insan bil-imleri mi tartışması ile beraber coğrafya, psikoloji bazen de antropolojinin hangi sınıflama içinde değerlendirilmesi gerektiğini tartışmaktadırlar. Bu konudaki en önemli konulardan birisi de sosyal bilimler yerine insan bilimleri kavramı tercih edilirse o zaman insan bilimlerinin içine psikolojinin yanın da biyoloji ve tıp bilimini de sokmaktadırlar.

Sosyal bilgiler uzmanları bu tartışmaları hiç dikkate almadan sosyal bilgileri adeta tarih ve coğrafyadan ibaretmiş gibi kabul ederek sosyal bilgiler hakkında üç farklı yaklaşım olması gerektiğini kabul etmişler, fakat bunlardan hangisinin tercih edilmesi konusundaki tartışmaları ise devam ettirmektedirler. İfade edilen üç yaklaşım hakkındaki fikirlerimiz kısaca şöyledir:

 

Vatandaşlık Bilgisi Aktarımı Olarak Sosyal Bilgiler:

Böyle bir anlayışı savunanlar her şeyden önce vatandaşlık dersi ile sosyal bilgiler dersinin içerik ve amaçları hakkında açıklamalar getirmek zorundadırlar. Bizce bu iki ders hem içerik hem de amaçlan açısından birbirlerinden farklıdır ya da farklı olmak zorundadır. Ancak Türkiye'de yapılan çalışmalarda genellikle sosyal bilgilerin amaçları vatandaşlık dersinin amaçlarıymış gibi dile getirilmiştir.

 

Sosyal Bilimler Olarak Sosyal Bilgiler:

Böyle bir yaklaşım sosyal bilgiler ile sosyal bilimlerin ne olduğunu ya da olması gerektiği tartışmalarını da gündeme getirir. Her ne kadar sosyal bilgiler sosyal bilimlerin de konusu olan sosyal konulardan meydana gelse de sosyal bilimlerin yaklaşımıyla sosyal bilgilere yaklaşılamaz. Ayrıca hangi sosyal bilgiler anlayışını esas almak gerekir bu ise ayrı bir tartışma alanıdır. Bugün sosyal bilgilerin yapısı ve yaklaşımı hakkında sosyal bilgiler uzmanlarının uzlaştığı konulardan çok uzlaşmadıkları konuların daha fazla olduğu bir gerçektir.

Diğer yandan sosyal bilgiler sosyal bilimlerin konularından kaynaklandığına göre onun yaklaşımıyla sosyal bilgilere yaklaşılması gerektiğini savunmak şu analojiyi akla getiriyor: Bilimler felsefeden kaynaklanmıştır. O halde bilimlere felsefi açıdan yaklaşmak gerekir. Böyle bir yaklaşım kabul edilemez. Mesela en basit bir örnek verecek olursak, toplum insanlardan meydana gelmiştir ama toplum insandan farklıdır.

 

Devamı: PDF dosyasında

 


 Bu yazının PDF halini indirmek için tıklayın

Powered by Kürşad KARA